Sitemize HOŞ GELDİNİZ...
ozon sauna
Merkez Ofis 0 312 255 01 55

Ozon Nerelerde Kullanılıyor?


OZONUN BAŞLICA KULLANIM ALANLARI

Ortam havası temizleme
Suların dezenfeksiyonunda
Yüzme havuzlarında ozon
Tat, renk, bulanıklık ve koku gideriminde
Ağır metallerin uzaklaştırılmasında
Bakteri ve virüslerin dezenfeksiyonunda
Gıda depolamada ozon
Tavukçulukta ozon kullanımı
Marketlerde ve manavlarda ozon kullanımı
Kırmızı et işleme tesislerinde ozon kullanımı
Yemek fabrikalarında ozon kullanımı
Soğuk hava depolarında ozon Konteynır dezenfeksiyonunda ozon kullanımı
Seralarda ozon kullanımı
Ozon gazının balık yetiştiriciliğinde kullanımı
Hava ile bulaşan hastalıkların gideriminde
Gıda endüstrisinde şişe ve yemek kaplarının dezenfeksiyonunda
Soğuk hava depolarında Veterinerlik ve hayvancılıkta enfeksiyon giderilmesinde
Aflatoksin arındırılmasında
Gıda ve havada kükürt giderilmesinde
Klima sistemlerinde İnsan kanında bulunan virüs gideriminde
Zayıflamada
Cilt hastalıklarında
Virüslerin sebep olduğu hastalıklarda
Dolaşım bozukluklarında Kronik yorgunlukta
Akne, sedef dirençli mantar gibi cilt hastalıklarında Migren ve multipl skleroz gibi nörolojik hastalıklarda
Zor iyileşen enfekte yaralarda
Hastane,hava alanı,otel,hamam gibi klimalı sistemi olan yerlerde Havalandırma, boyler, soğutma kuleleri, nemlendirme sistemlerinde ölümle sonuçlanan LEJYONER hastalığının yok edilmesinde vb.


OZONUN KULLANILDIĞI DİĞER ALANLAR

Çok güçlü okside etme ve etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılır. Bakteri,virüs,mantar,küflerin yanı sıra amonyak,sülfür ve nitrojen bileşiklerini de kısa zamanda yok eder. Ozon klordan 3125 kat daha hızlı ve % 50 daha fazla etkili, dezenfektandır.

Havuz, Klor ve Çocuk Sağlığı


Havaların ısınmasıyla insanların serinlemek için tercih ettikleri yerlerin başında yüzme havuzları gelmektedir. Son yıllarda daha da önem kazanan ve hayatımıza giren yüzme havuzları özellikle yaz mevsiminde ve turizmin yoğun olduğu bölgelerde yazlık ve kışlık sitelerde yoğun olarak kullanılmaktadır. Bilindiği gibi yüzme havuzları turistik, dinlenme ve spor etkinliklerinin yapıldığı yerlerdendir.

Havaların ısınmasıyla insanların serinlemek için tercih ettikleri yerlerin başında yüzme havuzları gelmektedir. Son yıllarda daha da önem kazanan ve hayatımıza giren yüzme havuzları özellikle yaz mevsiminde ve turizmin yoğun olduğu bölgelerde yazlık ve kışlık sitelerde yoğun olarak kullanılmaktadır. Bilindiği gibi yüzme havuzları turistik, dinlenme ve spor etkinliklerinin yapıldığı yerlerdendir.

Özellikle çocuklar olmak üzere milyonlarca insanın istifade ettiği havuzlar insan sağlığı açısından önemli bir yer işgal etmekte olup, yüzme havuzlarının güvenliği ve hijyenle ilgili sorunları çözülmedikçe sağlık sorunları ve kazalar kaçınılmaz olmaktadır.

Yaz aylarında havuza ve denize girme sonucunda bazı enfeksiyonlara yakalanma riski de artmaktadır. Kulak, göz, cilt (mantar) enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunları, serinlemek için koştuğumuz deniz ve havuzların beraberinde getirdiği risklerden bazılarıdır. Aktif cilt mantarı, göz-kulak enfeksiyonu olan kişiler havuz ve denize girmemeli, aksi takdirde hem enfeksiyonlarının iyileşmesi gecikecek, hem de diğer kişilere bulaştıracaklardır.

Yazın çok görülen diğer bir enfeksiyon ise, havuzdan ve denizden kaynaklanan dış kulak yolu enfeksiyonlarıdır. Öncelikle kulaklarına tüp takılan çocukların kesinlikle havuza girmemeleri, yada başlarını sokmamaları gerekir. Bakımı yapılmayan havuzlarda dış kulak yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkma riski yüksektir. Enfeksiyona bağlı olarak bazen çok şiddetli olmak kaydıyla kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma ve duyma sıkıntısı görülür. Bazen bu belirtiler ve çiğneme esnasında ağrı olması nedeniyle çocuk su bile içmek istemeyebilir. Havuz suyundaki klor, özellikle alerjik çocuk ve erişkinlerde burun tıkanıklığı ve sinüs alerjisi belirtilerinin artmasına yol açabilir. En temiz havuzlarda bile dış kulak enfeksiyonunun görülme riski vardır.

Deniz suyunda ise bu risk, yok denecek kadar azdır. Denizde en büyük tehlike, deniz suyuna kanalizasyon karışmasıdır. Kolibasili insan ve hayvanların bağırsaklarında bulunan bir bakteridir. Bu da ishallere cilt, göz enfeksiyonlarına neden olabilir. Denizlerden çok fazla bir tehlike gelmez ama yine de kolibasili oranı yüksek olan, kirli denizlere girilmemesi gerekmektedir.

Havuzdan bulaşan hastalıkların çoğu klorlama yoluyla önlenebilir ancak klor bazı mikropları anında öldürmediğinden, klorlu havuzlarda dahi belli ölçüde risk devam eder. Dolayısıyla havuza giren kişiler özen göstermediği sürece en iyi bakılan havuzlarda dahi hastalıkların yayılması mümkündür. Öncelikle çocuklarda ishal varsa kesinlikle havuza girilmemelidir. Bu özellikle henüz tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklar için geçerlidir.

Aksi taktirde mikropları havuza bulaştırabilir ve diğer insanların da hasta olmasına neden olunabilir. Havuz suyunun çocuğunuzun ağzınıza girmesinden kaçının. Çocuklarınıza havuz suyunu ağızlarına almamaları ve yutmamaları öğretilmelidir. Hijyen kurallarına özen gösterilmeli, havuza girmeden önce duş alınmalı ve tuvaleti kullandıktan yada bebeğinizin bezini değiştirdikten sonra eller bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Aksi taktirde vücudunuzda bulunan mikroplar suya bulaşarak, havuza giren diğer çocukları da etkileyebilir.

Havuza fazla girmekle iki türlü göz sorunu ortaya çıkmaktadır. Bakteri ve mantarlardan arındırılmamış havuzlardan bulaşan mikrobik hastalıklar ve klora karşı hassasiyettir. Çocuğunuz havuzda yüzdükten sonra gözleri kıpkırmızı oluyorsa klora karşı hassasiyeti söz konusudur.

Havuz suyunu temizlemek için fazla miktarda dökülen klor, özellikle çocuklarda kornea tabakalarında hücreye zarar verebilir. Bir havuza temiz diyebilmek için klor kullanmanın yeterli olmadığını unutmamak gerekir. Steril bir göz yıkama solüsyonu veya yapay gözyaşı damlaları ile çocuğunuzun gözlerini yıkamak rahatsızlığını bir miktar azaltabilir. Ayrıca yüzerken çocuğunuzun yüzme gözlükleri kullanmasını sağlamalısınız.

Havuz suyu TSE 11899 a göre içme suyu özellikleri ile yaygın ve genel hijyen şartlarına sağlamak zorundadır. Yüzme havuzlarında ana hedef, havuzu kullananlar için yüksek kaliteli yüzme havuzu suyu hazırlamak ve bu suyu her zaman muhafaza etmektir. Havuz suyu içilebilir kalitede ve berrak olmalıdır. Sıcaklığı 27ºC yi geçmemeli, havanın sıcaklığı ile suyun sıcaklığı arasında fazla fark olmamalıdır. Havuz suyunun litresinde 40'tan fazla koli basili bulunmamalı ve zaman zaman bakteriyolojik analizler yapılmalıdır.

İdeal bir havuz suyu değerleri; İdeal serbest klor seviyesi 0,6-1.5 mg/lt , pH değeri 7.2 ile 7.6 arasında, suyun toplam sertliği (ppm) 50-400 mg/lt (CaCO3) olmalıdır. Bu parametrelerin sağlanabilmesi için havuzda kullanılacak olan kimyasalları dikkat ve özenle seçmek gerekmektedir.

Havuz sektöründe geleneksel olarak kullanılan havuz kimyasalları:

Granül klor: Yaygın olarak %60 lık ve %90 lık aktif klor oranları ile kullanılmaktadır. Havuzlarda en yaygın kullanılan dezenfektandır. Havuz suyu içinde bulunan mantar, bakteri ve virüslere karşı organik kirlilikleri parçalar ve bakiye klor bırakır.

Tablet klor: Yavaş çözünen aktif klor bazlı, kireç ihtiva etmeyen ve yüzme havuzu sularının dezenfeksiyonunda kullanılan sürekli klorlama yapabilen tablet şeklinde bir kimyasaldır.

Sıvı çökeltici: Havuz filtresinin tutamadığı son derece küçük partiküllerin tutulması için kullanılan bir kimyasaldır. Havuz suyunun devamlı olarak topaklanması için kimyasal saflık derecesi yüksek, önceden hidrolize edilmiş alüminyum hidrosikloritten oluşmuştur.

Konsantre sıvı yosun önleyici: Konsantre yosun öldürücü sıvı ,yüzme havuzlarında yosunlaşmayı önler ve oluşan yosunları öldürür. Hemen hemen nötral özel quartenler alüminyum bileşikleri aktif madde kombinasyonu içeren sıvı halde uzun sürede öldürme gücüne sahiptir.

Sıvı parlatıcı: Polimerik yapıda açık sarı renkli viskos sıvıdır. Suyun bulanıklığını giderir ve parlak bir görünüm verir.

Filtre temizleyicisi: Asit ve hidroklorik asit ihtiva etmeyen özel inhibitörler içeren, toz halinde temizlik maddesidir. Özellikle filtrelerde oluşabilecek kirecin çözülmesinde çok etkilidir.

Yüzme havuzları kapalı devre su sistemi ile çalışmaktadırlar. Bu sistemde havuz suyu çevreden gelen etkiler ve havuzu kullanan kişiler tarafından etkilenir. Havuza giren kişilerin ter, idrar, krem, sabun gibi kullandıkları maddeler önemli etkendir. Havuz suyunu arındırmak için dezenfekte edici maddeler ile suyun berraklığını korunurken, hastalık yapıcı mikroplar ölür.

Ülkemizde başta gelen arındırıcı klordur. Havuzun sağlıklı olabilmesi için suyun düzenli aralıklarla ölçülerek tahlil edilmesi gerekir. Örneğin pH değeri 7,0 olan havuz suyunda klorun %80'i aktiftir. pH değeri 8 olduğunda sudaki aktif klor miktarı %27'ye düşer.
En sıklıkla kullanılan ürünler sodyum ya da kalsiyum hipoklorittir. Ender olarak diğer klor bileşikleri diklorizosiyanürat ya da klorin gazları kullanılmaktadır. Bu ürünler suda güçlü bir oksidan olan hipoklorik asite ayrışırlar. Hipoklorik asit organik maddelerle (ter, idrar) temas ettiğinde trihalometan, trihaloasetik asit ve kloraminlere dönüşür.

Bu ürünler potansiyel olarak solunum yolları ile alınan irritan maddelerdir. Özellikle profesyonel yüzücülerde yapılan çalışmalarda solunum yollarında irritasyonlar saptanmıştır. Alerjik astım tanısı olan çocukların kapalı yüzme havuzlarında fazla vakit geçirmemeleri bu bilgiler ışığında daha doğru olacaktır.

Havuzdaki Klor Saçınıza Düşman


Güneşin yaydığı ultraviyole ışınları, deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klor saçın en büyük düşmanıdır. Saçımızı boyatırken tıpkı bir öcü gibi korktuğumuz oryal, havuz suyundaki klorun yanında çok daha masum…

Bayanların saç rengini açmak için kullandıkları kimyasal madde olan ‘oryal, tüm kadınlar tarafından endişe duyularak kullanılır, hatta birçok hanım saçını bu zararlı maddeden korumak adına bitkisel ürünleri tercih eder. Oysaki havuz suyundaki klor bundan çok daha tehlikelidir. Havuz suyunda bulunan klor mayoların bile rengini soldurur, çok çabuk deforme olmalarına neden olur. Buna rağmen kadınların yüzde 99′u havuza girerken saçlarını koruyacak bir bone kullanmazlar.

Deniz suyundaki tuz ve güneşteki ultraviyole ışınlarının da tıpkı havuz suyu gibi saça zarar verdiğine işaret eden uzmanlar, tuz ve klorun saça çok çabuk nüfuz ettiği için yıpranmayı da hızlandırdığını belirtiyorlar. Özellikle uzun süre suda kalındıktan sonra, saçlar duru suyla iyice yıkanmalı yoksa telafisi güç sorunlar ortaya çıkabilir.


Öncelikle havuz ya da denizde saçlar mutlaka bone ile korunmalıdır. Siz siz olun bone ile güzel görünmediğinizi düşünerek saçınızı bu basit önlemden mahrum bırakmayın, sonrasında boneli halinizden çok daha kötü görünen saçlarla baş başa kalabilirsiniz. Sudan çıktıktan hemen sonra saçın bol duru suyla yıkanması, eğer mümkünse şampuanlı duş yapılması da saçı koruyabilecek acil önlemler… Sonrasında da saça kaybettiği nemi kazandıracak maskeler ve besleyici ürünler kullanmak saçınız için elzem uygulamalar…